Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BİR SEMTTEN ESNAF GİDERSE, O SEMT ÖLMEYE MAHKÛMDUR!

Fethi KARADENİZ   Bir semti yaşatan yalnızca binaları, caddeleri ve

Fethi KARADENİZ

 

Bir semti yaşatan yalnızca binaları, caddeleri ve ışıl ışıl kafeleri değildir. O semti yaşatan; sabah kepengini açan bakkalı, sebzesini satan manavı, mahallesini tanıyan esnafı ve birbirine selam veren insanlarıdır. Esnaf giderse mahalle de yavaş yavaş hafızasını kaybeder.

 

Bir zamanlar yaşadığımız semtlerde hayat vardı. Bakkal veresiye defterini açar, manav müşterisinin derdini bilirdi. Elektrikçi, tesisatçı, kuru temizlemeci birkaç sokak ötede hizmet verirdi. Taksi durakları vardı. İnsanlar birbirini tanır, sokaklar günün her saati yaşardı.

 

Sonra birileri bu semtleri dönüştürmeye karar verdi!

 

Önce konfeksiyon bölgesi yapıldı. Mağazalar, atölyeler, düğmeciler, fermuarcılar sıralandı. Fakat bugün geriye ne kaldı? İş yerleriyle dolu, insanın yaşamadığı; akşam olunca sessizliğe gömülen sokaklar…

 

Ardından turizm ve eğlence geldi. Kafeler, birahaneler, meyhaneler açıldı. Kiralar yükseldi; yıllardır o sokaklarda ekmeğini kazanan bakkal, manav ve küçük esnaf dükkânını sürdüremez oldu. Bir zamanlar mahallenin parçası olan insanlar, kendi semtlerinden göç etmek zorunda kaldı.

 

İşte o gidişlerden biri hâlâ içimi acıtıyor.

 

Bir manav, dükkânını kapatıp köyüne döneceğini söyledi. Elindeki ürünleri, konservelerine kadar mahalleli olarak birkaç saat içinde satın aldık. Çünkü onun yalnızca malını değil, yılların emeğini ve vedasını da paylaşıyorduk. Gitti… Yerine yine gıda ağırlıklı bir kafe açıldı.

Köye dönen esnafın bir hafta sonra da vefat haberi geldi.

 

Vah gidene!

Vah kaybettiğimiz mahalle kültürüne!

 

Bugün sokaklarımızda esnafın yerini gece yarısına kadar açık kafeler ve dönerciler alıyor. Taksi durakları kaldırılıyor, yerlerine motosiklet parkları yapılıyor. Bakkalın, manavın, tesisatçının olmadığı sokaklarda kaldırımlar işgal altında, otoparklar yetersiz. Yenilenen binalardaki dairelerin bir kısmı satılık, bir kısmı kiralık; fakat semtin gerçek sakinleri giderek azalıyor.

 

Bir de alışverişin değişen yüzü var. Mahalle bakkalının veresiye defterinin yerini banka kartları, çevrim içi siparişler ve kapıya gelen paketler aldı. Elbette teknolojiye karşı çıkamayız. Ancak mahalle esnafını yalnızca alışveriş yapılan bir yer sanmak büyük yanılgıdır. O, gerektiğinde borç veren, yaşlı komşusunu gözeten, mahallenin nabzını tutan insandır.

 

Büyük marketler çoğalırken küçük esnafın tutunacak dalı kalmıyor. İnsanlar daha ucuz alışveriş yapmaya çalışıyor; esnaf ise artan kira ve giderlerin altında eziliyor. Sonunda kepenk kapanıyor. Ardından bir dükkân daha…

 

Peki, bir semti yalnızca ticari kazanç hesabıyla dönüştürmek, orada yaşayan insanları düşünmemek kimin aklıdır?

 

Şehir planlaması yalnızca binaları yenilemek, turizmi geliştirmek veya yeni işletmelere yer açmak değildir. Yaşam alanlarını korumak, mahalle esnafını yaşatmak, konutları insanların oturabileceği yerler olarak tutmak da planlamanın sorumluluğudur.

 

Bir semtte insan kalmazsa dükkânlar neye yarar? Sokaklarında komşuluk bitmişse ışıl ışıl tabelalar kime hayat verir?

 

Bu kararları alanlar bir kez olsun akşam vakti o sokaklarda yürüsün. Kapanmış kepenkleri, boşalan evleri, kaybolan taksi duraklarını ve artık birbirini tanımayan insanları görsün.

 

Kına yakmak kolaydır; kaybedilen bir mahalleyi yeniden kurmak zordur!

 

Benim itirazım değişime değil; insanı, esnafı ve mahalle kültürünü yok sayan değişime.

 

Çünkü bir semtin gerçek zenginliği, yükselen bina fiyatları ya da çoğalan eğlence mekânları değildir. Gerçek zenginlik; kapısını çalabileceğiniz komşunuz, selam verebileceğiniz esnafınız ve kendinizi evinizde hissedebildiğiniz sokaklarınızdır.

 

Esnaf giderse mahalle eksilir. Mahalle eksilirse şehir yoksullaşır.

 

Ve bir gün geriye yalnızca binalar, tabelalar ve kiralık dükkânlar kalırsa, hep birlikte şu soruyu sorarız:

 

Biz bu semti ne zaman, kimlere ve neden kaybettik?