Artvin’in Rize’nin hatta Trabzon’un ve Doğu Karadeniz’in geçim kaynağı olan çay; yalnızca ekonomik bir ürün değil, bu coğrafyanın kültürü, emeği ve yaşam biçimidir.
Binlerce ailenin alın teriyle büyüyen çay sektörü bugün ciddi bir organizasyon kriziyle karşı karşıyadır. Ne yazık ki bu krizin bedelini yine üretici ödemektedir.
Çaykur’da son günlerde yaşanan yükleme ve serme organizasyonu eksiklikleri, üreticilerimizi büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmıştır.
Sahadan gelen şikâyetler her geçen gün artmakta, üreticilerimiz çaresizlik içinde seslerini duyurmaya çalışmaktadır.
Birçok bölgede yükleme ekiplerinin yetersizliği, bazı bölgelerde ise serme ekiplerinin hiç bulunmaması nedeniyle çay üreticileri hasat ettikleri ürünü fabrikalara ulaştırmakta ciddi zorluklar yaşamaktadır.
Günlerce emek verilerek toplanan yaş çayın zamanında teslim edilememesi hem kalite kaybına hem de ekonomik zarara yol açmaktadır.
Çay üreticisi zaten zorlu arazi şartlarında, yağmur altında, dik yamaçlarda büyük emek harcayarak üretim yapmaktadır.
Buna bir de organizasyon eksikliklerinden kaynaklanan yüklerin eklenmesi kabul edilemez bir durumdur.
Üretici çayını toplamakla mı uğraşsın, taşımakla mı uğraşsın, yoksa kurumsal eksikliklerin oluşturduğu sorunları çözmekle mi uğraşsın?
Buradan Çaykur Yönetim Kurullarına ve ilgili yöneticilere açıkça sesleniyoruz:
Sahada yaşanan bu mağduriyetleri görmüyor musunuz?
Üreticilerin yükselen sesini duymuyor musunuz? Günlerdir yaşanan aksaklıklara rağmen neden kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmamaktadır?
Çaykur, bu bölgenin en önemli kurumlarından biridir. Bu kurumun asli görevi üreticinin yanında olmak, emeğini korumak ve süreci sağlıklı şekilde yönetmektir. Ancak bugün yaşanan tablo, kurumsal planlama ve koordinasyon konusunda ciddi eksiklikler olduğunu göstermektedir.
Rize’nin ve bölge insanının yıllardır ayakta tuttuğu bu kurum, üreticiyi mağdur ederek değil, ona sahip çıkarak varlığını sürdürebilir.
Üreticinin alın teri üzerinden yükselen bir kurumun, üreticinin sesine kulak tıkaması asla kabul edilemez.
Bugün çay tarlalarında yaşanan sıkıntılar yalnızca bir organizasyon sorunu değildir.
Bu durum aynı zamanda üreticiye verilen değerin ve gösterilen hassasiyetin de bir göstergesidir.
Üretici kendisini yalnız ve sahipsiz hissetmektedir.
Oysa çay üreticisi bu ülkenin tarımsal üretiminin temel direklerinden biridir ve hak ettiği saygıyı görmek zorundadır.
Yetkilileri vakit kaybetmeden gerekli tedbirleri almaya, eksiklikleri gidermeye ve kamuoyunu şeffaf bir şekilde bilgilendirmeye davet ediyoruz.
Sorunları görmezden gelmek çözüm değildir. Üreticinin sabrını daha fazla zorlamanın kimseye faydası olmayacaktır.
Eğer bu süreç etkin ve sağlıklı bir şekilde yönetilemiyorsa, bunun sorumluluğunu taşıyanların da gereken adımı atması gerekir.
Kamu görevleri makam sahibi olmak için değil, millete hizmet etmek içindir.
Gerektiğinde sorumluluk almak da, görevi bırakmak da kamu ahlakının bir parçasıdır.
Bizler üreticimizin yanındayız. Çay üreticisinin sesi olmaya, sorunlarını gündeme taşımaya ve haklı taleplerini dile getirmeye devam edeceğiz.
Çünkü çay üreticisi yalnız değildir.
Çünkü çay üreticisi sahipsiz değildir.
Çünkü bu bölgenin emeği, alın teri ve geleceği sahipsiz bırakılamaz.
Üreticinin hakkını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Eğer Görevinizi Yapamayacaksınız ,Mağduriyetler devam edecekse,vatandaşa yaşatılan eziyetler durmak bilmeyecekse lütfen liyakatsızlığınızı daha fazla zorlamadan İstifa edin ve Vatandaşa daha fazla yük olmayın lütfen.
Saadet Partisi Artvin İl Müfettişi
Bilgin Uzuner
