ADNAN ONAY
CHP’de Özgür Özel’e yakın olduğu belirtilen 28 Parti Meclisi üyesinin istifası, ilk bakışta güçlü bir siyasi hamle gibi sunulsa da, gerçekte sonuç üretme kapasitesi açısından işe yaramaz bir adımdır.
Bu hamlenin amacı belli ki partiyi yeni bir kurultaya zorlamak ve PM kararıyla ihraçların önünü kesmek.
Ancak hukuki gerçeklik ile siyasi beklentiler birbirinden farklı şeylerdir.
Bugün CHP’de yaşananlar bir hukuk kararına dayanmaktadır. Kılıçdaroğlu mahkemenin verdiği mutlak butlanla birlikte partinin başına geçmiş, Özgür Özel’in Genel Başkan seçildiği Kurultayın öncesine dönülmüştür..
Nitekim Türk hukuk doktrininde mutlak butlan, hukuki işlemlere ilişkin en ağır sakatlık hâli olarak kabul edilmektedir. Medeni hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan Kemal Oğuzman ve Nami Barlas gibi hukukçuların eserlerinde de vurgulandığı üzere, mutlak butlanla sakatlanmış bir işlem baştan itibaren geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz. Hukuk düzeni, böylesi işlemleri sonradan ortaya çıkan fiili durumlara bakarak meşru kabul etmez. Eğer bir kurultayın hukuken sakat olduğu kabul ediliyorsa, o kurultay sonrasında oluşan bütün yapıların meşruiyeti de doğal olarak tartışmalı hale gelir.
Hukuken yok hükmünde sayılan bir işlemin üzerine inşa edilen yapıların meşruiyet kazanması mümkün değildir. Bu nedenle Parti Meclisi istifaları üzerinden yürütülen siyasi hesapların, mutlak butlan karşısında ikincil bir öneme sahip olmadığı açıktır. Siyasi hamlelerle hukuki gerçekliğin değiştirilebilmesi mümkün değildir. Hukuken tartışmalı hale gelmiş bir süreci, yeni istifalarla veya yeni siyasi manevralarla meşru hale getirmek mümkün değildir.
CHP’nin önündeki yeniden yapılanma sürecinin adresi Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Çünkü süreç kişisel tercihler üzerinden değil, yargısal değerlendirmeler üzerinden ilerlemektedir. Kılıçdaroğlu’nun atacağı her adımın dayanağı mahkeme kararları ve hukuki süreçler olacaktır. Hukukun belirlediği zeminde atılan adımların meşruiyeti tartışılmazken, buna karşı geliştirilen siyasi reflekslerin hukuki karşılığı bulunmamaktadır.
Özgür Özel tarafının Parti Meclisi istifalarıyla yeni bir kurultay sürecini zorlayabileceği, ihraçları durdurabileceği yönündeki değerlendirmeler o nedenle hukuki açıdan güçlü değildir. Siyasi Partiler Kanunu ve parti tüzüğü çerçevesinde kurultayların hangi şartlarda toplanacağı, organların nasıl çalışacağı ve boşalan üyeliklerin nasıl doldurulacağı açık şekilde düzenlenmiştir.
Aynı şekilde bu istifaların devam eden disiplin ve ihraç süreçlerini engellemesi de mümkün görünmemektedir. Parti organları kişilerden bağımsız olarak varlıklarını sürdürür. Bir kısım üyenin istifa etmesi, disiplin mekanizmasını veya tüzükten kaynaklanan yetkileri ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle Parti Meclisi istifalarının siyasi propaganda açısından anlamı olsa da hukuki sonuç üretme kapasitesi son derece sınırlıdır. Hatta ortaya çıkan tablo, paradoksal biçimde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun işini kolaylaştırabilecek bir gelişmedir. Çünkü istifalarla oluşturulmak istenen baskı, hukuki zemini değiştirmemekte; aksine parti içindeki yeniden yapılanmanın daha net bir şekilde şekillenmesine zemin hazırlamaktadır.
CHP’li 9 Milletvekilinin partiden ihraç edilmesi için CHP MYK’sının ilerleyen günlerde ihraçları daha da artırması beklenmektedir. İhraçların Milletvekilleriyle sınırlı kalmayacağı bazı il Başkanların da görevden alınması beklenmektedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içi yeniden yapılanma sürecinde özellikle kendisine karşı sert tavır alan bazı il başkanlarını da görevden alacağı öne sürülmektedir. İddialara göre, Rize, Denizli, Sinop, Sakarya, Bursa, İzmir, Ankara, Kars, Hakkari, Gaziantep, Trabzon
ve Erzurum il başkanlıkları öncelikli olarak görevden alınacak iller arasında..
Sonuç olarak, CHP’de yaşanan gelişmeler gösteriyor ki Parti Meclisi’nden gelen istifalar ne yeni bir kurultayı zorunlu hale getirebilir ne de devam eden ihraç süreçlerini durdurabilir. Bunlar ancak siyasi mesaj niteliği taşıyan ve Özel taraftarlarını bir blok olarak Kılıçdaroğlu karşısına geçirmekten başka bir şeye yaramaz.
İşin gidişatına bakılırsa eninde sonunda Özgür Özel, yeni bir partide toplanmaya karar verecektir.
