Bir gün Gazze’de sabah olursa gerçekten sabah olsun.
Gökyüzü bu kez bombaların değil, kuşların kanadıyla yarılsın.
Bir çocuk uyansın, başını kaldırıp sorsun annesine: “Anne, bugün evimiz yerinde mi?”
Anne cevap versin, sesi titremeden, eli ekmek kokarak: “Yerinde yavrum, bak, penceren de açık.”
Ah, bir annenin çocuğuna verebildiği en büyük müjde bir evin hâlâ ayakta kalmasıysa, hangi çağda yaşıyoruz biz?
Gazze…
Bir avuç deniz, bir avuç gökyüzü, bir de taşların arasında yaşamaya çalışan insanlar.
Sokaklarında oyuncakların yüzü tozlu, defterlerin sayfaları yarım, bir okulun duvarında çocuk sesleri asılı.
Hangi bomba bir çocuğun düşünden daha ağırdır? Hangi öfke bir beşiğin sessizliğinden büyük?
Ey dünyayı yönetenler, söyleyin, kaç çocuğun uykusu gerekir bir gecenin vicdanını uyandırmaya?
Bir ekmek bölünüyor orada, bazen yedi kişiye, bazen bir umuda.
Bir baba enkazın başında taşları kaldırıyor elleriyle.
Her taşın altında bir ev arıyor, bir ses, bir nefes, bir zamanlar “baba” diyen küçücük bir dünya.
Ve deniz kıyıya vuruyor yine.
Sanki bilmiyor hangi kıyıda hangi insanın adı eksildi.
Ben isterim ki Gazze’nin çocukları gökyüzünü korkmadan seyretsin.
İsterim ki bir anne akşam kapının sesinden ürkmesin.
İsterim ki bir hastanenin ışığı sönmesin, bir okulun tahtasında yarım kalmış harfler yeniden birleşsin.
Çünkü Gazze yalnız Gazze değildir.
İnsanlığın kendi yüzüne tuttuğu aynadır.
Orada bir çocuk ağlıyorsa dünyanın neresinde olursak olalım bir şey eksilir bizden.
Orada bir ev yıkılıyorsa bir duvar değil yalnız, insanın birbirine verdiği söz de yıkılır.
Ey insan, hangi inanç, hangi bayrak, hangi büyük dava bir masumun canına kıyar?
Bırakın artık silahların dili kesilsin.
Bırakın anneler çocuklarını isimleriyle çağırsın, sayılarla değil.
Bırakın bir sabah Gazze’de bir çocuk koşsun.
Arkasına bakmadan, göğe bakınca eğilmeden, bir patlama beklemeden.
Koşsun…
Çünkü bir çocuğun koşabildiği bir dünya hâlâ kurtarılabilir.
Ve bir gün Gazze’de güneş doğarsa, yalnız taşların üzerine değil, insanlığın yüzüne de doğsun.
O gün bir çocuk annesine sorsun:
“Anne, artık korkmayacak mıyız?”
Anne sarılıp öpsün alnından:
“Hayır yavrum, artık yaşayacağız.”
Ve o iki kelime bütün dünyanın en büyük zaferi olsun.
Artık yaşayacağız.
Aydın Mertayak
Hemşin Milli eğitim Müdürü

