Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İNSANLAR, EŞEKLER, KEDİLER VE YAŞAM

Fethi KARADENİZ Emekli Eğitim Müfettişi Bazen hayvanların bildiğini insan aklı

Fethi KARADENİZ
Emekli Eğitim Müfettişi

Bazen hayvanların bildiğini insan aklı unutur!
Eskiden büyüklerimiz, bugün bilim insanlarının araştırdığı pek çok konuda, doğayı dikkatle gözlemleyerek kendi yöntemlerini geliştirmişti. Ne laboratuvarları vardı ne de gelişmiş cihazları… Ama yılların biriktirdiği tecrübeleri vardı.
Bizim yöremizde yeni bir ev yapıldığında yatak odasını belirlemek için ilginç bir yöntem uygulanırdı. Akşam eve bir kedi bırakılır, kapı ve pencereler kapatılırdı. Sabah gelinip bakılır, kedinin geceyi geçirdiği oda yatak odası olarak seçilirdi. Büyüklerimiz, kedinin kendisine en uygun yeri bulacağına inanırdı.
Peki, bu inanışın bilimsel karşılığı var mı? Kediler gerçekten oksijen dolaşımını en iyi olan, manyetik alanlardan en uzak yeri mi seçiyor? Bilimsel araştırmalar, kedilerin dinlenme alanlarını seçerken çevre koşullarından, sıcaklıktan, güvenlikten ve kendilerini rahat hissettikleri noktalardan etkilendiğini gösteriyor. Ancak kedilerin mutlaka en sağlıklı odayı veya manyetik alanlardan en uzak yeri bulduğunu söylemek için yeterli bilimsel kanıt yok. Demek ki büyüklerimizin tecrübesini önemserken, onu bilimsel gerçeklerle de sınamak gerekiyor.
Bir de eşeklerin hikâyesi var…
Eskiden patika yollardan yeni bir yol geçirilmesi gerektiğinde eşeğin yürüdüğü güzergâhın izlendiği anlatılır. Çünkü eşek, yokuşu, engeli ve gereksiz zahmeti azaltan yolu tercih edebilir. Onun izlediği güzergâh, insanlara arazinin doğal eğimini ve geçiş için elverişli noktalarını gösterebilirdi. Elbette her eşek patikasının en doğru mühendislik güzergâhı olduğu söylenemez; ama doğayı gözlemlemenin yol yapımında bile insana fikir verebileceği açıktır.
Ama bu iki eski alışkanlığın bize verdiği daha büyük bir ders var: Doğa konuşur; onu dinlemeyi bilen kazanır.

Bugün teknolojiye, akıllı cihazlara ve yapay zekâya sahibiz. Buna rağmen bazen çevremizdeki canlıların davranışlarını küçümsüyor, geçmiş kuşakların tecrübelerini bir kenara itiyoruz. Oysa bilimsel araştırmalar da hayvanların hareketlerini ve çevreyle ilişkilerini anlamanın, geçmiş yolları ve insan-doğa ilişkisini araştırmada değerli bilgiler sunduğunu ortaya koyuyor.

Belki de asıl mesele kedinin hangi odada uyuduğu ya da eşeğin hangi patikadan yürüdüğü değildir. Asıl mesele, insanın kendisini doğanın tek akıllı canlısı sanmaktan vazgeçebilmesidir.

Kedi rahatını bilir, eşek yolunu bulur… Peki ya insan?

Bunca aklına, bilgisine ve teknolojisine rağmen bazen kendi yolunu neden şaşırır?

Belki de biraz durup doğayı dinlemenin zamanı gelmiştir.