Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MACARİSTAN’DA YENİ DÖNEM VE TÜRKİYE’YE OLASI ETKİLERİ

ADNAN ONAY   Maracistan’da gerçekleştirilen seçimlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın

ADNAN ONAY

 

Maracistan’da gerçekleştirilen seçimlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın ve İsrail’in açıktan desteklediği Viktor Orban seçimleri kaybetti. Macaristan seçimlerini muhalefetin adayı Peter Magyar kazandı. Bu yeni dönemin Macaristan’ın Batıyla daha yakın ilişkiler kuracağı bir dönem olması bekleniyor. Zira, Magyar, Orban’dan farklı olarak daha çok Avrupa’ya yakın bir isim.

 

Magyar’ın seçimleri kazanması Macaristan ile Türkiye ilişkilerinde de yeni bir dönemin başlayacağına bir işaret. Zira, Viktor Orban ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakınlık, yalnızca diplomatik bir ilişki değil; belirli ölçüde ortak bir yönetim anlayışı ve siyasal dil üzerinden şekillenmiş bir paralellikti.

 

Erdoğan ve Orban, uzun süreli iktidarlarını güçlü liderlik anlatısı üzerine inşa ettiler. Siyasal meşruiyetlerini sadece seçim kazanma üzerinden değil, aynı zamanda “milletin gerçek temsilcisi” oldukları iddiasıyla pekiştirdiler. Bu yaklaşım, klasik liberal demokrasi anlayışından farklı olarak çoğunluk iradesini merkeze alan bir yönetim pratiğini beraberinde getirdi.

 

Devlet ile siyasal iktidar arasındaki sınırların esnemesi de bu ortaklığın önemli bir boyutuydu. Medya, yargı ve bürokrasi üzerinde artan merkezi kontrol, hem Macaristan hem de Türkiye örneğinde uluslararası camiada dikkat çekti. Bu durum uluslararası alanda demokratik standartlar ve hukuk devleti ilkeleri üzerinden zaman zaman eleştirileri beraberinde getirirken, bu model iç politikada daha güçlü ve hızlı karar alabilen bir yönetim modeli olarak öne çıktı.

 

Dış politikada da iki liderin benzerliği söz konusuydu. Her iki ülkede de Avrupa Birliği ile ilişkilerde zaman zaman gerilimli, zaman zaman iş birliğine açık bir çizgi izlenirken; Rusya gibi alternatif güç merkezleriyle ilişkiler geliştirildi. Bu yaklaşım, klasik Batı ittifakına tam bağlılık yerine çok yönlü ve esnek bir dış politika anlayışını temsil ediyordu.

Ancak, Orban’ın İsrail ‘le yakınlığı Türkiye ‘nin dış politikasıyla çelişen bir durumdu. Orban, Netanyahu ile dost olan bir isimdi. Bölgeyi kan gölüne çeviren, Gazze’de soykırım yapıp İran’a saldıran Netanyahu’ya destek vermesi Orban’ın halk nezdinde itibar kaybetmesinin nedenlerinden biriydi.

 

Yapılan seçimle birlikte Peter Magyar’ın iktidara gelişi, bu modelin Macaristan’daki devamlılığı açısından bir kırılma noktası oluşturması muhtemel. Magyar’ın yükselişi, toplumun da yeni bir yönelişi desteklediğini gösteriyor. Magyar içeride özellikle yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve kurumsal yeniden yapılanma vurgusu seçmenin desteğinin ana unsurlarından bazıları.

 

Dış politikada ise yeni dönemde Avrupa Birliği ile ilişkilerin normalleşmesi en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Orban, döneminde gerilen ilişkilerin aksine, Magyar’ın Avrupa ile daha uyumlu ve pragmatik bir çizgi izlemesi bekleniyor. Bu durum, toplumun beklentisi doğrultusunda AB fonlarının yeniden etkin kullanımı ve ekonomik toparlanma açısından kritik bir rol oynayabilir. Ancak bu yeni politika Macaristan’ın yönünü tamamen değiştirmekten ziyade dengeyi yeniden kurma eğilimi olarak okunmalı. Muhtemeldir ki yeni dönemde Rusya ile ilişkilerde mesafe artarken, Batı ile entegrasyon güçlendirilmeye çalışılacak.

 

Toplumsal konularda Magyar’ın tamamen liberal bir çizgiye yönelmesi de beklenmiyor. Göç, aile ve kültürel kimlik gibi alanlarda daha muhafazakâr bir duruşun korunması, yeni yönetimin geniş seçmen tabanını elde tutma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle ortaya çıkan model, kurumsal reformlarla desteklenen fakat kültürel olarak temkinli bir merkez sağ yaklaşımı temsil ediyor.

 

Macaristan seçimleriyle birlikte ortaya çıkan değişimin Türkiye açısından anlamı ise çok katmanlıdır. Orban ile Erdoğan arasında kurulan kişisel ve ideolojik yakınlık, iki ülke ilişkilerinde önemli bir kolaylaştırıcı rol oynamıştı. Ancak, Orban’a İsrail desteği Türkiye’yi rahatsız ediciydi.

O nedenle, Orban’ın seçimi kaybetmesi Türkiye için bir kayıp olarak değerlendirilemez.

Ayrıca, kısa vadede yeni yönetimle ilişkiler bir mesafe algısı oluştursa da uzun vadede daha öngörülebilir bir ilişki yapısının ortaya çıkması mümkündür. Özellikle ekonomik alanda, Macaristan’ın AB ile yeniden yakınlaşması, Avrupa içindeki dengeleri etkileyerek Türkiye’nin ticaret ve yatırım ilişkilerini dolaylı biçimde şekillendirebilir. Orta Avrupa’daki rekabet ve tedarik zinciri yapılanmaları bu yeni dönemde yeniden tanımlanabilir.

 

Ayrıca, NATO üyeliği, savunma ve bölgesel güvenlik konuları, ortak çıkar alanları olmaya devam edeceği için iki ülkenin çıkarları bir arada olmayı gerektirecektir.

 

Sonuç olarak, Orban ile Erdoğan arasında şekillenen siyasal yakınlık belirli bir dönemin ruhunu yansıtırken, İsrail ilişkisi bir mesafe oluşturmuştu. Peter Magyar’ın iktidara gelişi bu dönemin Macaristan ayağında önemli bir dönüşümü ifade ediyor. Bu dönüşüm,Türkiye açısından iki ülke arasındaki mesafenin artacağı anlamı taşımaz. Bilakis, Avrupa ile ilişkileri gelişen Macaristan’ın , Türkiye-Avrupa ilişkilerinin yeniden rayına oturması için pozitif katkı sunması mümkün olabilir.

 

Seçim sonuçları Macaristan halkı için, Türkiye için umarım hayırlı olur…

Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar