Yıllardır Anadolu’nun bir çok yerinden devlet ile köylü arasındaki mücadelelerin görüntüleri ve yazıları düşüyor TV ekranlarına, gazetelere ve daha çok yandaş olmayan medyaya.
Kah basın açıklamaları yolu ile ,
Kah asker-polis mudahaleli olaylarda, halkın feryadı ve çığlığı şeklinde işlense de konu, Hükümet yanlısı medya tarafından,maaşlı veya birkaç kadrolu yorumcuları tarafından halkın nabzına göre düzenlenerek kapatılıyor konular.
Fakat o kadar çok dayatma var ki Anadolu genelinde, artık saklanamiyor olayın etkileri, vehameti ve sonuçları.
Herkesin derdi başından aşkın olduğu için, izleyenlerin vicdanlarında bile, yeterince iz birakamasa da bireyselleşen bir infiale doğru hızla gidiyor mesele.
Sorunlar gün geçtikçe il il ,ilçe ilçe ,köy köy yayılıyor ve büyüyor.
Belki de bugün halktan gizlenen küresel bir nedenden dolayı da büyütülüyor olabilir bu meseleler.
Savaşların görünmeyen yüzleri vardır.
Kimbilir belki de bu mesele küresel bazda gizli odalarda verilen bir savaşın şimdilik sahaya düşen minik bir gölgesidir.
Batının, İslam milletleri ile rövanşı 1990 lı yıllardan hatta daha öncesinden başladığını hepimiz biliyoruz .
Fakat sıranın Türkiye’ye nasıl ve ne zaman geleceğini bilmesek de ,her zaman bu savaşı bekleyen bir camiada yetişmiş biri olarak, Maden meselesinin bu küresel yapı olduğuna ve küresel savaşlar çerçevesinde ele alınması gerektiğine de inanıyorum.
Küresel sömürü düzeninin level atlayan dayatmalarını işgaller , soykırımlar, hatta devlet başkanlarının kaçırılabilir bir noktaya evrilmiş olmasının, tez’imin doğrulanmasının delili olarak gösterebilirim sanırım..
Ve bu noktada Hes’ler ,Madenler, Dere ıslah projeleri, Yayla ve köylere çift şeritli döşenen yolların ve Köylerin turizme açılması projeleri.
Anadolu’nun birçok ilinde yabancılara toprak satışları, Turizm yatırımları adı altında bölge insanlarının dönüştürülmesi veya göç ettirilmesi ,
En tehlikelisi köylerin boşaltılarak şehrin gettolarına doldurulması, Siyonizmin emellerini bilen camiada yetişmiş biri olarak hiç de boşuna değil diye düşünüyorum.
Bunun öncesinde , köylerin alelacele kadastrolandırılması, Köy okullarının kapatılması ve Taşımalı sisteme geçilmesi ,
Köylerin mahalle statüsüne alınması,
Tarımda Ata tohumlarına yasak getirilmesi,
Orman istishalleri ve ormanların kesilip,köylerin ve sahil şeritlerinin yangınlara,sellere maruz bırakılması.
Nice olağan dışı olaylar ve bize normalmiş gibi yutturmaya çalışan hükümet temsilcileri. Veya bir şekilde bu olayların içinde nemalanan kesimler.
Kısacası geriye dönük 25 yılı masaya yatırdığımızda ve sonrasında dayatılan rezerv alanı ,maden yasalarının ,orman yasalarının köylülere ve toprak sahiplerine dayatılması, halkımızın tedirgin olmasına elbette ki neden olacaktır.
Ve gelinen noktada tam da bu oldu, köylüler ve uyutulan halk uyanmaya başladı ve diken üstünde çare arar hale getirildi.
Şirketlerle ve onları koruyup kolladığı anlaşılan devlet ile ve onun vahşi yasalarıyla yüzleşen halk çaresizce direnmeye çalışıyor.
Batıl ile yol yürünmez,
Batılla diyalog yoluyla sorun çözülmez.
Maden konusunu, Vahşi madenciliği ülkemiz gündemine sokan ve Rezerv alanı, Maden yasası vs yollarla Milletin Arazilerine el koyan..
Dağlarına Yaylalarına Meralarina ,havasına suyuna kısacası yüzyıllardır yaşayanların bölge halkına miras olarak intikal etmiş alanlara çöken zihniyet batıldır.
Bakmayın direnişi görünce siyasi manevralarla oyalama taktiklerine girmelerine.
Halkın yanındayız, Halkın istemediği hiç bir eylem ilçemizde bölgemizde gerçekleşmez demelerine kimse kanmasın sakın.
Çünkü batılın Hakkı gözetme diye bir kuralı olmaz; Batıl,Haklı taleplere kulak asmaz. Adaletin tesisi diye bir kavrama uyma zarureti hissetmez.
Batıya entegre edilmiş sistemlerde yasaların menfaat ve ranta göre değişim göstermesi anormal bir durum değil ki zaten…
Baron merkezlerinde alınan kararların uygulanması İktidarda tutulan hükümetlerden talep edilir ve uygulamaya koydurulur. Devamında gerekli tedbirler millete rağmen ilgili hükümetlerce alınır.
Dışa bağımlı Devletler, Küresel talepler için ulusal küçük sorunları hallederken ihlal edilen insan haklarını hukuksuzlukları kaale almazlar…
Ve demokrasi ile yönetilen devletlerin orantısız güç kullanımını ,ortaya koyup delillendirseler bu de kimse hesap sormaz da, sordurmaz da maalesef..
Çünkü, demokrasi onlar için helvadan put misalidir.
O put’a Taparlar da , yerler de .
Bu konularda verilen hukuk mücadelesi, açılan birçok dava oldu
Fakat durdurulan sahalarda bile işletmeler, yürütmenin durdurulması kararlarını tanımadılar ve yıkıma devam ettiler.
Davalar uzatılır,
Yürütmeyi durdurma kararlarına uyulmaz,
Mahkemeler farklı illere taşınabilir ,
Hakimler savcılar değiştirilebilir.
Bunlar küresel güçleri memnun etmek için normal süreclerdir.
Kısacası değerli madenler, kıymetli elementleri Trump işletmeye açmazsan seni’de Maduro gibi alırım diyebilir.
Eğer denmişse, kim neden ve nasıl dirensinler ki, ve nasıl koruyabilsinler ki kendilerine ait olanları ?
Batıl müttefik olmuşsa , Stratejik ortak olmuşsa,
Ve hatta eşbaşkanı olmuş ve üstün cesaret madalyalı hale gelmişse,
Onunla meşru yollarla ve diyalog yoluyla kimse bişey başaramaz.
Çünkü Batıl ancak güçten anlar.
Gelelim Memleketim Arhavi’ye !
Aslında ,Arhavili her şeye müstehak deyip muhalif olmaktan vazgeçen’lerden olmak isterdim.
Fakat benim bu hayatta en değerlim Arhavilidir ve o en değerlim ilçenin bir köyünde yatıyor.
Mezarına kurban olduğum annem.
Hayatı boyunca o topraklarda emek vermiş, Terini akitmış ve son terlediği günün aksamında kalp krizi geçirip,ömrünü adadığı o topraklar mezarı olmuş annem için bile uğrunda mücadele etmek değer diyerek ,
Buradan Arhavili AKP li hemsehrilerimi uyarıyorum.
Sakın vatanımıza ihanet etmeyin ki , yarın sokakta yüzünüz kızarmadan yürüyebilin,
Neslimize sakın utanç safını miras bırakmayın.
Halk eğer birlikte hareket eder ve ölümüne topraklarına, sularına ve yeryüzü cenneti doğasına sahip çıkarsa ,
Baskılara,tehditlere ve hatta psikolojik veya fiziki işkencelere dayanabilir, kendilerini devlet zanneden firmalara direnebilir ve iktidarı değiştirebilirler ise ,
İşte o zaman hak gelir.
Hak gelince de batıl zail olmaya mahkûm olur inşallah.
Saadet Partisi Artvin İl Müfettişi
Bilgin UZUNER
2026 yılı yaş çay alım fiyatının 35 TL olarak açıklanması, bir milyondan fazla vatandaşımızı doğrudan…
Rize’nin Kalkandere ilçesinde Halk Eğitim Merkezi tarafından hazırlanan yıl sonu sergisi, ilçe öğretmenevinde düzenlenen törenle…
Yalova Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü, ata tohumlarını koruma, üretime kazandırma ve ülke genelinde yaygınlaştırma çalışmalarını…
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde 14 Mayıs Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen fide dağıtım programında yaklaşık 900 çiftçiye…
Turgut Özal Vakfı Başkanı Semih Narlı, Mütevelli Heyeti Başkanı İbrahim Çelebi ile birlikte Türk Silahlı…
Gürcistan’ın Batum kentinde düzenlenen ve 45 ülkenin katılım sağladığı Shinkyokushinkai Avrupa Karate Şampiyonası’nda Artvin’li sporcu…