Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KİM ?

  Erken seçim istekleri

 

Erken seçim istekleri dikkate alınmasa dahi artık seçim kapımızda. Tarih yaklaştıkça Cumhur/Başkanlık için kimlerin aday olacağı merak konusu. Cumhur İttifakın adayının yeniden Erdoğan olacağı belliyken, Millet İttifakının adayının kim olacağı konusunda fal açan açana! Sadece siyaset dünyasından değil, akademisyenlerden, iş dünyasına kadar çeşitli isimlerin Millet İttifakının adayı olacağı öne sürülüyor, bazı isimler cilalanıyor.

İrili, ufaklı muhalefet cephesinde sadece aday için değil, adaylık için de tartışma var. Kimisi ortak adayla, kimisi ise ilk tur seçimlere çoklu adayla gidilmesini savunuyor.
Gördüğüm kadarıyla Millet İttifakı, İttifakı daha da genişleterek tek bir ortak aday üzerinde anlaşma eğiliminde. Ancak, kimin aday gösterileceği konusunda çeşitli görüşler var. Millet İttifakına destek verenlerin önemli bir kısmı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesini istiyor. Yavaş’ın ise bu doğrultuda her hangi bir atraksiyonu gözükmüyor. Belki bunun nedenlerinden biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Yavaş’ın aday olmasını istememesi. Yerel seçimlerde İYİ Partiden adaylığı kabul etmeyip CHP’nin adayı olmasının Akşener’le, Yavaş’ın arasını açtığı öne sürülüyor.

Akşener, Yavaş’a karşı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu erken saatte öne atarak hem Yavaş’ın önünü kesti, hem de İmamoğlu’nun aday yapılmasını istediğini açığa vurdu.
Bir süre önce İmamoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet’e benzeten Akşener, yakınlarda bir gazeteye verdiği röportajda da ablasının İmamoğlu’nun yüzünde Rabbi Yessir gördüğünü belirtmişti.
Öte yandan İmamoğlu da aday olmaya ısınmış durumda. Bunun için öncelikle partisi dışındaki siyasi partilerin desteğinin peşinde. Bunların desteğinin alınması halinde CHP içinde de elinin kuvvetleneceğini düşünüyor. Bu nedenle İYİ Partiden aldığı desteği HDP’den de almak için Demirtaş’a güzellemeler yapmış, eşleri buluşturmuş, geçenlerde de Diyarbakır gezisine çıkmış, burada HDP’lilerle sergi açılışına katılmıştı. İmamoğlu, burada ayrıca miting yapmak istemiş ancak partisi CHP buna izin vermemişti.
Gelişmelere bakınca; Büyükşehir’de binlerce HDP’liyi işe yerleştiren İmamoğlu’nun adaylık için HDP’nin desteğini alması zor gözükmüyor.
Ancak, gerek Mansur Yavaş’ın, gerekse Ekrem İmamoğlu’nun aday olması halinde meclislerinde çoğunluğu elinde tutan Cumhur İttifakının Akpartili bir ismi Başkan seçecek olması nedeniyle CHP bu iki ismin adaylığına sıcak bakmıyor.

Bu durum, CHP’de adaylık için Kılıçdaroğlu’nun öne çıkmasını sağlayan en önemli faktör. O nedenle ibre Kılıçdaroğlu’ndan yana.
Öyle sanıyorum ki, Cumhur İttifakının ciddi bir oy kaybı yaşadığına inanan CHP, Kılıçdaroğlu’nun ittifakın adayı olması halinde kazanabileceğini düşünüyor. Belli ki, birçok CHP’li gibi Kılıçdaroğlu da buna inanmış durumda. Tıpkı o da İmamoğlu gibi seçimi kazanmak için HDP desteğinin şart olduğuna inanıyor. Tezkereye ‘hayır’ demesinin ardından, Demirtaş ve Kavala’nın haksız yere hapis yattığını, bunun İçin yüreğinin yandığını belirtmesi HDP’nin gönlünü almak İçin. Nitekim, Kandil’den yapılan açıklamalar da tezkereye hayır demesi nedeniyle Kılıçdaroğlu takdir edilmekte.
Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce “iktidara geldiğimde Kandil’i yerle bir edeceğim” sözüne bakmamak gerek. Zira, Kandil’in sonunun gelmekte olduğu Özgür Özel’in dahi diline düşmüş durumda. Muhtemeldir ki 2023’te PKK Kandil’den temizlenmiş olacak. Stratejiye göre; Halka, PKK ile HDP’nin ilişkisinin olmadığı ispatlanmaya çalışılacak. Kılıçdaroğlu’nun Kandil çıkışından sonra Demirtaş’ın da PKK ile HDP arasında doğrudan veya dolaylı hiçbir bağının olmadığını açıklaması bu kurgunun bir parçası. Yani HDP’nin desteği açıklanmadan önce PKK ile ilişkisi temize çıkarılmak isteniyor.

Kılıçdaroğlu’nun son aylardaki siyasi manevraları, çıkışları, söylemleri, imaları açıkça aday olmak istediğinin sinyali olarak görülmekte.
Sürekli seçim kaybetmesi ve anketlere göre yapılacak olan genel seçimlerde de ciddi bir oy artışı sağlayamayacağı anlaşılan Kılıçdaroğlu’nun aday olması siyasi geleceği açısından tek şansı.
Muhalefetin tümünün desteği halinde seçilme ihtimalinin olduğuna inanması, belli ki Cumhurbaşkanlığı adaylığı, Kılıçdaroğlu’na CHP Genel Başkanı olarak seçime girmekten çok daha avantajlı gelmekte. Zira, CHP Genel Başkanı olarak gireceği seçimde önemli bir oy artışı sağlayamaması halinde Kılıçdaroğlu’nun koltuğunda kalması artık mümkün olmayacak.

KILIÇDAROĞLU MİLLET İTTİFAKININ ADAYI OLMALI

Millet İttifakı, Genel Başkan dururken, Belediye Başkanlığını Ak partiden bir isme teslim etme pahasına Yavaş’ı veya İmamoğlu’nu aday gösterdiği takdirde bir Belediye Başkanının Ana muhalefetin Genel Başkanından daha önde olduğunu ortaya koymuş olacaktır.
Daha önce Muharrem İnce’nin aday gösterilmesi anlaşılır bir şeydi. Zira, Muharrem İnce milletvekiliydi ve partisinin milletvekillerinin oy birliğiyle aday yapılmıştı.

Eğer, Millet İttifakı bir siyasi ismi aday gösterecekse bu isim ana muhalefetin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmalıdır. Ana Muhalefet liderinin ikinci kez adaylıktan kaçınması ciddi tartışmaları beraberinde getirecektir. Ana muhalefet liderinin aday olması siyaseten zaruret olarak ortaya çıkmasına rağmen bu durum Millet İttifakı partilerince kabul görmez ise bu durum Millet ittifakının sona ermesi demektir..

Özetle; seçim tarihi yaklaştıkça siyasette ilginç gelişmelerin yaşanacağı anlaşılıyor. Görünüşe bakılırsa Millet İttifakının adaylık sorununu birlik içinde aşması oldukça zor..
Kılıçdaroğlu mu, bir başkası mı aday olmalı? sorusunun olması gereken tek cevabı; Kılıçdaroğlu’nun aday olmasıdır..Akşener istemiyor diye başka bir ismin aday gösterilmesi Kılıçdaroğlu’nun ayağına gelen son şansı tepmesi demek..Hiç sanmıyorum ki Kılıçdaroğlu kendisinden başka bir aktif siyasetçinin kendisinin önüne geçip, aday yapılmasına onay versin..

Kılıçdaroğlu, aday olarak gireceği seçimi kaybetse dahi adaylık durumunda alacağı oyları kendisinin oyları olarak lanse edeceği için yeniden genel başkanlığı garantilemiş olacaktır.

Bu tabloya rağmen Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan vazgeçmesi demek, siyasi geleceğini son derece riske sokması demek..