Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MİLLETVEKİLLERİ VE BELEDİYE BAŞKANLARI PARTİSİZ OLSUN!

ADNAN ONAY   Mevcut sistemde Bakanlar Meclis dışından seçilebildiği için

ADNAN ONAY

 

Mevcut sistemde Bakanlar Meclis dışından seçilebildiği için sanırım yurttaşların birçoğu Bakanları tanımıyordur.

 

Bu durum Milletvekillerinin de bilinirliğine olumsuz etki yapıyor. Ayrıca transferler nedeniyle Milletvekillerinin hangi siyasi partiye mensup olduklarını anlayabilmek için epeyce araştırma yapmak gerek.

 

Aynı şey Belediye Başkanları için de geçerli. Mesela, “Ben Başbakan olacağım” diyen Akşener’in Dervişoğlu’na hediye ettiği partisinin bir tek ilde dahi Belediye Başkanı kalmadı. . Ayrıca, Partisinden bir de anahtar doğdu.

 

140 üzeri siyasi partimiz var ve bunların 41’i yapılacak bir seçime katılma hakkına sahip.

 

Velhasıl seçmenin aklı iyice karışmış durumda.

 

Geçmişte de benzer sancılar vardı. Çareler aranıyordu. Hatırlanacağı gibi 1995 yılında Milletvekili sayısı 550’ye çıkarılırken bu Milletvekillerinin 100’ünün şehirlerin nüfusuna göre dağıtılmayıp “Ülke Seçim Çevresi” adı altında, ülke barajını (%10) aşan partilerin aldıkları toplam oy oranına göre paylaştırılması yasallaştırılmış, DSP’nin başvurusu üzerine bu yasa Anayasa Mahkemesince iptal edilmişti..DSP, itirazında partili olmanın önemine vurgu yapmıştı.

 

Geçmişteki bu tür düşüncelerden esinlenerek acaba diyorum şu Milletvekilleri hiçbir siyasi partiye mensup olmasa daha mı iyi olur?

 

Mesela; şöyle 1920’li yıllara gitsek, dönemin tek partisi CHP benzeri “Türkiye Partisi” diye tek bir parti kurulsa, başka siyasi partiye izin verilmese, halkın belirli sayıdaki imzasıyla dileyen bu tek partiden aday olabilse, sonuçta fazla oy alanlar Türkiye Milletvekili olsa sizce nasıl olur?

Ayrıca, Başkomutanı, yani Cumhurbaşkanını da aynı yöntemle seçsek.. Bizler için çok daha rahat olmaz mı? Aklımızı, kimin nerede olduğu, nereye geçtiği, sonrasında nereye gittiği gibi şeylere yormazdık..

 

Denilebilir ki demokrasi, siyasal rekabet, seçme, seçilme hakkı filan vs. bunlar ne olacak?

 

Bence bir şey olmaz..

Sürekli Atatürk dönemine vurgu yaptığımızı dikkate alırsak bence bu model o günlere göre epeyce ileri bir model.

İkinci Meclisin Milletvekillerinin çoğunu vekil yapıldıkları ilde yaşayanlar tanımazdı. Başkomutan kimi istiyorsa onu istediği ilden Milletvekili yapıyordu. Mesela Rize Milletvekillerinden Ahmet Fuat Bulca, Selanikliydi.

 

Dillere destan ABD demokrasisinde seçilen Başkan kadrosuyla geliyor. Kimse itiraz etmiyor.

Bizde de Valiler atamayla göreve geliyorlar, buna rağmen güzel hizmetler yapıyorlar.

 

Şimdi bu düşünceler nereden çıktı denilebilir!

Doğrusu sizleri bilmem ama ben bu siyaseti takip ederken çok yoruldum, yoruluyorum. Eminim sizler de aynı durumdasınız. Ayrıca Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız da parti parti gezmekten yoruluyorlar. Onlara da yazık, günah!

Mesela Cemal Enginyurt gibileri bir siyasi partiye hapsetmek günah değil mi? Dün hakaret ettiklerini, bugün göklere çıkarmak, yıkayıp, yalamak zorunda kalmak kişiye de zulüm!

 

Maalesef; İş o raddeye geldi ki, Neyzen’in “kime sorduysam seni, doğru cevap vermediler” diye başlayan şiiri geliyor akla..

 

Bakalım bu işin sonu nereye varacak?

Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar