Makale:Kenan ŞAHİN
Ortadoğu bir kez daha kanıyor.
İsrail’in saldırıları karşısında beklenen tepkiyi veremeyen, hatta kimi zaman görmezden gelen bazı Arap yönetimlerinin İran’ı kınamakta gösterdiği refleks, meselenin artık sadece siyaset olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Bu bir ahlak krizidir.
Bu bir duruş meselesidir.
Ve en önemlisi,
bu bir “din” meselesi değil,
dinin nasıl araçsallaştırıldığı meselesidir.
Bugün karşımızda iki ayrı gerçek var:
Bir yanda zulüm, işgal ve insanlık dramı…
Diğer yanda ise buna karşı susan, eğilen, hatta yön değiştiren yönetimler…
İşte tam bu noktada o sert cümle yankılanıyor:
“Kaçın bu Müslümanlardan, İslam’a sığının.”
Bu söz ilk bakışta provokatif gelebilir.
Ama biraz durup düşünün:
Eğer bir insan, zulme karşı durması gereken yerde susuyorsa; mazlumun değil, güçlünün yanında saf tutuyorsa; dini, adaletin değil çıkarın hizmetine veriyorsa…
O zaman sorun gerçekten dinde mi,
yoksa dini temsil iddiasında olanlarda mı?
İslam’ın özü; adalettir, merhamettir,
zulme karşı durmaktır.
Ama bugün bazı yönetimler ve çevreler, dini bir kalkan gibi kullanarak tam tersini yapabiliyor.
Bu yüzden mesele “İslam” değil.
Mesele, İslam’ın kimlerin elinde nasıl bir araca dönüştürüldüğüdür.
Dine karşı dinle mücadele etmek ifadesi de burada anlam kazanıyor.
Çünkü tarih boyunca en büyük tahrifatlar, din dışından değil; dinin içinden gelmiştir.
Hakikatin üzeri çoğu zaman yine “dini söylemlerle” örtülmüştür.
Bugün yapılması gereken şey; dini terk etmek değil, onu kirleten anlayışla yüzleşmektir.
İslam’a sığınmak,
onu sloganlardan, politik hesaplardan ve ikiyüzlü söylemlerden kurtarmaktır.
Çünkü gerçek din;
güçlünün değil haklının yanında durur.
Saraylara değil vicdanlara
hitap eder.
Ve en önemlisi, susmaz…
