Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Makale:Adnan ONAY   Türkler nice devlet kurdular ve yıktılar. Türk

Makale:Adnan ONAY

 

Türkler nice devlet kurdular ve yıktılar. Türk hanedanlarının birbiriyle kavgası; daha güçlü devlet kurma hayali veya “daha iyi ben yönetirim” kavgasıdır.

 

Bu kavgaları aşarak birlikte daha iyi, daha güzel şeyler yapma yetersizliğimiz nedense tarihten günümüze pek değişmedi. Hâlâ farklılıkları bir arada tutup ortak güç oluşturma yeteneğinden yoksunuz.

Devletimize yön vermek isteyenler tarihten bugüne hep bu zaafımızı kullandı.

 

Yakın dönemin en acı senaryosunun devreye sokulduğu 12 Eylül’e gelişte toplumun bu zaafı kullanıldı.

O günlere baktığımızda; dünyadaki konjonktürel gelişmelere uygun olarak devleti ele geçirip sosyalist bir rejim kurmak isteyenler öne çıktı/çıkarıldı. Bunların söylemlerine göre Türkiye sosyalist olursa daha uygar, daha gelişmiş bir ülke olacak; kapitalizmin, emperyalizmin etkisinden kurtulacaktık.

Buna mukabil sosyalizmi tehlikeli bir macera gören, sosyalizmle ülkenin milliyetsiz ve dinsiz bir ülkeye dönüşeceğini öne süren milliyetçiler/ülkücüler de ülkenin, kuruluş ilkelerine dokunmadan daha milliyetçi bir kadro eliyle yönetilmesini, Türk dünyası ile birleşerek Turan ülküsünün gerçekleşmesi tezini savunarak solcularla çatışma noktasına geldiler. Tüm iç savaş senaryolarında olduğu gibi her iki taraf da aynı eller tarafından kullanılmak istendi. Buna dönemin istihbarat sızıntıları da katkı sağladı.

 

Öte yandan eskiye, Osmanlı’ya özlem duyanlar da kurtuluşun İslam’da, yani din devletinde olduğunu; İslam ülkelerinin bir araya gelmesi ve ümmetin birleşmesiyle İslam’ın yeryüzüne hâkim olacağını öne sürüyorlardı.

 

Bu tabloya bakıldığında milliyetçiler devletin revize edilmesini isterken solcular ve İslamcılar devletin niteliğinin, sistemin/rejimin değişmesini istiyorlardı.

Bu üç ayrı grup, ayrı idealler için silahlı/silahsız örgütlenme içerisine girerek birbirlerine kurşun sıktılar. Bu çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Ülkenin büyük bir bölümü birbirine düşman oldu. Bu kavgaya siyaset de dâhil oldu ve böylece çözüm yolları tıkandı. Ülke iç savaş noktasına gelince de askerler yönetime el koydu.

 

Halk “Akan kardeş kanı dursun da ülkeyi kim yönetirse yönetsin.” modundaydı; o nedenle birçok yazar, çizer askerlere methiyeler düzdü.

Kenan Evren ve ekibinin ülkeyi kardeş kavgasından kurtarmak için darbe yaptığı sanıldı fakat bir müddet sonra bu darbenin, darbe öncesinde iç çatışmaları körükleyip darbeye meşruiyet kazandırmak isteyen ABD’nin emriyle yapıldığı ortaya çıktı.

Darbenin amacının Türkiye’yi tamamen Batı’ya bağlamak ve ABD’nin Kafkaslar’a, eski Osmanlı coğrafyasına kolay ulaşması için FETÖ üzerinden yeni bir kuşak oluşturmak olduğu anlaşıldı. Bunun yanı sıra ana amaç da NATO’dan ayrılmış olan Yunanistan’ın yeniden NATO’ya dönüşünü sağlamaktı. Zira Türkiye onay vermeden Yunanistan NATO’ya alınamıyordu.

Türkiye onayladı ve bugünlerde başımızın belası olan Yunanistan böylece NATO’ya döndü.

Darbe sonucu yeni kuşağın önünü açmak, halkı sindirmek için soldan, sağdan onlarca insanı idam ettiler; işkenceden geçirip sakat bıraktılar ve yüz binlerce insanı travmalara soktular. Ülke bir cezaevine döndü.

İhtilal paşaları ise devletin imkânlarını yağmalamak bir yana, ayrıca holdinglerde de yönetici, danışman olup kazançlarına kazanç kattılar.

Sonrasında da halka kemer sıkmak kaldı.

 

Bugünlere geldiğimizde hâlâ toplum olarak birlik içerisinde olamadığımız aşikâr. Hatta, eskinin eleştirisi dahi sağlıklı şekilde yapılmıyor. Demek ki uzun yıllar geçse de bazılarımız geçmişi yaşamayı sürdürüyor..