ADNAN ONAY
CHP teşkilatları, olup bitenleri hâlâ iktidara yürüyen partilerinin önünün kesilmesi şeklinde değerlendiriyor.
Oysa tablo belirgindir:
Bölgesel hedefleri tamamlamak amacıyla Erdoğan’ı devirmek için CHP’nin başına getirilen Kılıçdaroğlu, ABD dizaynlı Millet İttifakı ile hedefine ulaşamayınca; bu konuda umut veren, FETÖ ve Süleymancılarla ilişkili olduğu öne sürülen Ekrem İmamoğlu’nun önü açılmıştır. İmamoğlu, partiye konuşlandırdığı ve yine FETÖ bağlantısı iddialarıyla anılan vesayetçisi Özgür Özel ile birlikte, bir an evvel erken seçim yaptırıp Erdoğan’ı sandıkta yenmek için yollara düşmüştür. Bu süreçte, kamuoyu nezdinde etkin bir muhalif isim olan Mansur Yavaş’ı da ön seçim oyunuyla saf dışı bırakmıştır.
Erken seçim için her türlü hileyi barındıran büyük bir yapıyı arkasına alan ve belediyeler üzerinden şaibeli yollarla seçim/faaliyet bütçesi oluşturan İmamoğlu, bu güçlerle devleti dize getireceğini sanmıştır. O günlerde de yazmıştım: Kim arkasındaki güçlere dayanarak bu devletin istemediği bir şeyi yapmaya kalkarsa sonu felaket olur. Bunu iktidar sarhoşluğuyla görmek istemeyen Ekrem İmamoğlu, sadece kendi geleceğini değil, tüm ailesinin de geleceğini karartmıştır. Görülüyor ki Özgür Özel de çaresizce aynı yolu izleme kararlılığındadır. İktidar hayaliyle kavrulan nice kişi de şu an aynı yolun yolcusudur. O nedenle bunların hiçbiri, karşılarındakinin sadece Erdoğan değil, onunla bütünleşen devlet aklı olduğunun farkında değiller.
Peki, yaşanan gelişmeler karşısında CHP’nin başına yeniden geçeceği iddia edilen Kemal Kılıçdaroğlu bundan sonra nasıl bir yol izleyecektir? Kılıçdaroğlu, ABD’nin kendisini kullanıp tasfiye etmesine karşılık ABD ile bir mücadeleye girişebilecek midir, yoksa bayrağı bir başkasına mı devredecektir? Bunu zaman gösterecektir.
Siyaseten önemli tecrübeler edinen Kılıçdaroğlu’nun, ülkenin beka tehlikesine karşı elinden geleni yapacağını düşünenlerdenim. Ancak neyi ne kadar yapabileceği konusunda net bir fikre sahip değilim. Bunu da zaman gösterecek..
