Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BORÇ İÇİNDEKİ İMPARATORLUĞUN SARAYI: DOLMABAHÇE

ADNAN ONAY   Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yapılan saraylara harcanan

ADNAN ONAY

 

Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yapılan saraylara harcanan paralar devletin çökmekte olduğunu adeta haykırır gibiydi.

 

Bu sarayların başta gelenlerinden olan Dolmabahçe sarayını gezince ihtişamı karşısında şaşırdım. Bu sarayda 285 oda, 44 salon, 68 tuvalet ve 6 hamam bulunuyor. Yaklaşık 14.595 m²’lik bir alan üzerine kurulu koca bir saray.

 

Bu sarayı gezenler o dönemde devletin çok zengin olduğunu sanıyor olabilirler. Oysa, Sultan Abdülmecid döneminde yapılan bu saray alınan borç paralarla yapılmıştı. Mimarları ise Garabet Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan başta olmak üzere Balyan ailesinin mimarlarıdır. İnşasına 1843’te başlandı ve 1856’da tamamlandı. Tam 13 yıl süren, içi pahalı, ithal şeylerle doldurulmuş bir saray!

 

Dolmabahçe sarayı yapıldığında yani Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı maliyesi ciddi bir bunalım içindeydi. 1848’den itibaren kriz derinleşmiş, devlet gelirleri azalmış ve mali denge bozulmuştu. Kırım Savaşı’nın ağır maliyetiyle birlikte Osmanlı Devleti 1854’te ilk dış borcunu aldı. 1855, 1858 ve 1860 yıllarında yeni borçlanmalara gidildi; bu borçlar karşılığında önemli devlet gelirleri teminat gösterildi.

 

1854’te başlayan dış borçlanma süreci zamanla hızlandı. 1875’te devlet borç ödemelerini sürdüremeyeceğini ilan etti. 1881’de Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi kuruldu ve bazı önemli gelir kaynaklarının tahsil ve denetimi alacaklıları temsil eden bu kuruma bırakıldı.

 

İşte böylesi bir dönemde Dolmabahçe Sarayı’nın yapım maliyeti için kaynaklarda en sık verilen rakam 5 milyon Osmanlı altın lirası, yani yaklaşık 35 ton altındır. Bu rakam, dönemin yıllık vergi gelirlerinin yaklaşık dörtte birine denk geliyordu.

 

Bir tarafta savaşların yükü altında ezilen, gelirleri azalan ve Avrupa mali piyasalarına bağımlı hâle gelen bir devlet vardı. Diğer tarafta ise Avrupa hükümdarlarının saraylarıyla yarışabilecek büyüklükte ve ihtişamda yeni bir saray inşa ediliyordu.

 

Üstelik, Abdülmecid döneminde Adile Sultan Kasrı, Beykoz Kasrı, Küçüksu Kasrı ve başka saray yapıları da inşa edildi.

 

25 eşli 43 çocuklu olduğu belirtilen Sultan Abdülmecid’in saray harcamaları da konunun bir başka yönü..

 

Bu tür harcamalarla Sultan Abdülmecid oğullarına maalesef yüksek borçlu bir devlet bırakmıştı ve tahta geçen oğulları hem borçla, hem de savaşlarla uğraşmak zorunda kalmıştı.

 

Devlet hazinesi zor durumdayken, Rus savaşı kapıdayken, alınan borç paralarla ihtişamlı saraylar yaptırmak, lüks içerisinde yaşamak anlaşılır şey mi?