Bu ülkede tarih boyunca Siyasete yapılan müdahalelerin isimleri farklı fakat etkileri millete ödetilmiş bedeli de ağır olmuştur.
Adına kah darbe ,Kah Muhtıra ,Kah postmodem darbe yada Darbe girişimi adı verilmiş olsa bile temel amacı ülke yönetimine veya yönetmek isteyenlerin yönetim şekline müdahale etmek veya yönetmesini engellemek amacıyla,planlanarak uygulanmıştır.
Ve her seferinde aslında milletin sırtına yüklenen, bedelleri’de yine millete ödetilmiş ,millet iradesine karşi işlenen suçlar’dır.
Bir hatırlayalım bakalım ,hangileridir bunlar
27 MAYIS 1960 DARBESİ
Demokrat Parti (DP) iktidarına karşı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki Milli Birlik Komitesi tarafından yapıldı. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Bu müdahale, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki ilk askeri darbedir.
12 MART 1971 MUHTİRASİ
Süleyman Demirel hükümetine karşı Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanları tarafından muhtıra verildi. Demirel’in istifasına yol açan bu müdahale, “ara rejim” dönemini başlatmıştır.
12 EYLÜL 1980 DARBESİ
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki TSK, ülke genelindeki siyasi çatışma ortamını gerekçe göstererek yönetime el koydu. Parlamento feshedildi, siyasi partiler kapatıldı ve yeni bir anayasa hazırlandı.
28 ŞUBAT 1997 “Postmodern” DARBESİ
Necmettin Erbakan (Refah Partisi) ve Tansu Çiller (DYP) koalisyon hükümetine karşı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları doğrultusunda sivil siyaset üzerinde ağır askeri baskı kuruldu. Hükümet istifaya zorlandı ve süreç sivil siyasetin dizayn edilmesiyle sonuçlandı.
27 NİSAN 2007 MUHTİRASI
Genelkurmay Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde internet sitesi üzerinden hükümete karşı bir bildiri yayımlandı. E-muhtıra olarak da bilinen bu girişim, hükümetin kararlı duruşu ve ardından yapılan genel seçimlerle bertaraf edildi.
15 TEMMUZ 2016 DARBE GİRİŞİMİ
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu bir grup asker tarafından Cumhurbaşkanı, hükümet ve TBMM anayasal düzenini yıkmak amacıyla kalkışılan silahlı bir darbe girişimiydi. Halkın direnişi ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle engellenmiştir.
Son günlerde ise kamuoyunda geniş yankı uyandıran “mutlak butlan” tartışmaları, ülkemizde hukukun siyasete göre şekillendiği yönündeki endişeleri bir kez daha artırmıştır.
Bir kez daha ,Geçmişte ülkemize ve ülke siyasetine müdahil olan olaylar hatırlatılmış ve toplum bir kez daha endişelendirilmiş ve gerilmiştir.
Demokratik toplumlarda siyasi partiler, mahkeme salonlarında değil milletin vicdanında değerlendirilir.
Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı; demokrasinin temel direklerinden biridir.
Ancak alınan veya alınması tartışılan bu tür kararların, toplumda “siyasi müdahale” algısı oluşturması, hukuk sistemine olan güveni zedelemektedir.
Hukuk; intikamın, rövanşın ya da siyasi hesaplaşmanın aracı haline getirilmemelidir.
Siyaset ise; birilerine göre şekillenmesi istendiğinde veya siyasi partilerin iç hesaplaşmalarında taraflar’ın kamu desteği bulamaması gereken güçlü bir yasal zemin oluşturulmalıdır.
Demokrasinin yara almaması sağlanmalıdır ve siyaset kulvarındaki kurallar şeffaf ve net olmalıdır.
Bugün mesele ;sadece bir parti veya bir siyasi yapı meselesi değildir.
Bugün mesele; adaletin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığı meselesidir.
Eğer hukuk, siyasi iklime göre eğilip bükülürse, yarın hiçbir vatandaş kendisini güvende hissedemez.
Bizler Saadet Partisi olarak;
Hukukun üstünlüğünü,
Demokratik teamülleri,
Milli iradenin korunmasını savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye’nin ihtiyacı; kutuplaşmayı artıracak tartışmalar değil, adaletin tesis edildiği,ekonominin düzeldiği ve milletin gerçek sorunlarının konuşulduğu bir yönetim anlayışıdır.
Milletimiz geçim derdiyle mücadele ederken, gençler geleceğe dair umutlarını kaybederken, ülkenin gündeminin siyasi hesaplaşmalarla meşgul edilmesini doğru bulmuyoruz.
Adalet herkes için lazım, hukuk herkese eşit olmalıdır.
Aksi takdirde bir millet kaos ve kargaşa içerisinde kalır ve bu yapı da ülkemiz üzerinde emelleri olanların işine yarar.
Kısacası, tarihten dersler alınmalı ve bu ülke insanına bir daha asla bedel ödetilmemeli.
Yeniden büyük Türkiye ve Yeni bir dünya ideali taşıması gereken bu asıl millet ceviz kabuğunu doldurmayan sebeplerle oyalalatılmamalı ve Muasır hedeflerin gerisinde bırakılmamalı artık.
Bilgin Uzuner
Saadet Partisi Artvin İl Müfettişi.
