ADNAN ONAY
Ülkemizde üniversite mezunu işsizlerin sayısı her geçen yıl artıyor. İş bulanların önemli bir kısmı da eğitimleriyle alakasız, düşük nitelikli işlerde çalışıyor.
Bunun temel nedeni, her yıl on binlerce gencin üniversitelerden mezun olması ve yükseköğretimdeki “üniversite enflasyonu”..
Eskiden lise mezunu olmayanlar “yetersiz eğitimli” kabul edilirken, bugün üniversite mezunu olmayanlara benzer bir bakış açısı hâkim. Aileler, cinsiyet ayrımı yapmadan çocuklarını üniversiteye göndermeyi geleceğin garantisi olarak görüyorlar. Diplomaya sahip olmak ön planda olunca, hangi bölümden ve hangi üniversiteden mezun olunduğu ikinci plana düşüyor. Buna açıköğretim fakültelerinden verilen diplomalar da eklenince, gençler arasında üniversite mezunu olmayan neredeyse kalmadı.
Elbette gençlerin yükseköğrenim görmesi olumlu bir gelişme. Ancak mezun olunan bölümler ve okullar, işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla örtüşmeyince “üniversiteli işsizlik” kaçınılmaz hâle geliyor. Bu tablo, mezunların önüne çıkan her işi kabul etmek zorunda kalmasına yol açıyor.
Günlük hayatta bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri market kasiyerleri. Büyük şehirlerde marketlerde, sanayi tesislerinde, pazarlarda ve seyyar satıcılık yapanlar arasında üniversite mezunları artık sıradanlaştı.
Maalesef, bu görüntü ilimizde de farklı değil. Üniversite mezunlarımız iş imkânı bulunan her alanda, işin niteliğine bakılmaksızın çalışmak zorunda kalıyor.
İlimizin en büyük istihdam kaynağı olan ÇAYKUR’un mevsimlik/geçici işçi olarak 6 ay boyunca çalışma imkânı sunması yüksekokul mezunlarımız için adeta bir fırsat! Başka iş bulamayan yüzlerce önlisans ve lisans mezunu, ÇAYKUR’un mevsimlik işçi alımlarında kura şansını deniyor.
Önceki yıla ait verilere göre ÇAYKUR’da mevsimlik işçi olarak çalışan önlisans/lisans mezunlarının sayısı 1662 civarındaydı. Bunların önemli bir bölümünü 702 çay eksperi ve 648 iktisat, işletme, maliye gibi sosyal bilimler mezunları oluşturuyordu. Makine, elektrik ve inşaat mühendisleri ise yaklaşık 25 kişi kadardı. Fen, ziraat ve iş sağlığı güvenliği gibi farklı fakültelerden mezunlar da dâhil olmak üzere neredeyse her bölümden üniversite mezunu ÇAYKUR mevsimlik işçileri arasında yer alıyordu. Emekli olanlarla bu sayısı muhtemelen biraz daha azalmıştır.
ÇAYKUR, zaman zaman bünyesindeki yüksekokul ve üniversite mezunlarından bazılarını memur kadrosuna geçiriyordu. Bu uygulama uzun yıllardır devam eden bir uygulama. Benim ÇAYKUR’da çalıştığım dönemlerde kadrolu işçilerin maaşı memurlardan daha yüksek olduğu için işçilikten memurluğa geçiş pek cazip değildi. O dönemlerde mevsimlik işçiler de genellikle kadrolu işçi olmayı tercih ederdi.
Yıllar içinde ücret dengeleri değişince, yüksekokul ve üniversite diplomalı mevsimlik işçilerden memurluğa geçenlerin sayısı arttı.
AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde bu geçişlerde ciddi artış yaşandı; özellikle çay eksperi mezunlarının önemli bir kısmı memur kadrosuna alındı.
Ne var ki uzun süredir önlisans ve lisans mezunlarından memur ataması yapılmayınca, kurum içinde bu konumda bulunanların sayısı giderek çoğaldı. Bu durumda olanlar sürekli çalışmak için siyasilere baskılar kurdular.
2 Nisan 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ÇAYKUR’da mevsimlik işçilerden sözleşmeli memur kadrosuna geçiş imkânı sağlandı. Ancak sözleşmeli memurluğa geçirileceklerin sayısı 150 ile sınırlandırıldı ve 1 Ocak 2026 itibarıyla 40 yaş altı şartı getirildi. Kararnamen olumlu bir adım olsa da, binlerce bekleyen aday göz önüne alındığında talepleri karşılamakta yetersiz kaldı ve kadro bekleyen yüzlerce yüksekokul mezununun tepkisini çekti. Yetkililerin ilerleyen yıllarda sorunu çözeceği yönünde vaatleri olsa da, kalıcı ve adil bir çözümün acil ihtiyaç olduğu açık.
Bunun için öncelikle kamuda memur alımında reform şart. Bunun için birçok haklı gerekçe var.
Ülkemizde bölgeler arası ekonomik dengesizlikler giderek derinleşiyor. Bu durum, işsizliği körüklerken yatırım alamayan ve yeni istihdam alanı oluşturamayan illerden büyük şehirlere yoğun göç yaşanmasına neden oluyor.
İktidarın bu soruna kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor. Yapılacak yeni düzenlemeyle, istihdamın o ilde yaşayanlardan karşılanması hedeflenmelidir. ÇAYKUR ve benzeri kamu kurumları, memur ihtiyaçlarını öncelikle kendi illerinde yaşayan, uygun vasıflara sahip lisans mezunlarından temin etmeli. Bu kapsamda ilk adım, ÇAYKUR’da mevsimlik işçi olarak çalışan yüksekokul ve üniversite mezunlarının kurumlar içi ve kurumlar arası değerlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan uygun pozisyonlara dağıtılması olmalı.
Eğer göç veren illerin istihdam ihtiyaçları ülke genelindeki KPSS sıralamasıyla değil, illerin kendi içinden karşılanırsa; gençler iş bulmak için büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmaz. Böylece göçün bir nebze olsun önüne geçilebilir ve bölgeler arası dengesizlikler azaltılabilir.
Bu yaklaşım hem üniversite mezunlarının emeğini daha verimli kullanır hem de yerel kalkınmaya katkı sağlar.
Sorun yapısal olduğu için bu konuda köklü reformlar ve uzun vadeli politikalar şart. Aksi takdirde “üniversiteli işsizlik” ve nitelikli göç, ülkemizin kronik sorunları arasında yer almaya devam edecektir..
