Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

YARIN ÖLECEK GİBİ YAŞAYABİLSEK…

Fethi KARADENİZ Emekli Eğitim Müfettişi – Eğitimci-Yazar   Bazen durup

Fethi KARADENİZ

Emekli Eğitim Müfettişi – Eğitimci-Yazar

 

Bazen durup kendimize sormamız gerekiyor:

 

“Ya yarın gerçekten yoksa?”

 

Bugün dert ettiğimiz şeylerin kaçı, yarın bizimle birlikte olacak?

 

Para…

Mal…

Mülk…

Kırgınlıklar…

Kavgalar…

Gurur…

İnat…

 

Hepsi için birbirimizi kırıyor, birbirimizden uzaklaşıyor, günlerimizi zehir ediyoruz.

 

Oysa ölüm, kapımızı ne zaman çalacağını söylemiyor.

 

Bazen bir telefon geliyor ve hayat bir anda ikiye ayrılıyor:

 

“Öncesi…” ve “Sonrası…”

 

Dün yanımızda olan bir insan, bugün bir fotoğraf karesine dönüşebiliyor. Dün sesini duyduğumuz, birlikte güldüğümüz, “yarın görüşürüz” dediğimiz biri, bugün artık sadece hatıralarımızda yaşayabiliyor.

 

Peki biz hâlâ neyin hesabını yapıyoruz?

 

“Bana bunu neden söyledi?”

“Ben ona niye ilk adımı atayım?”

“Paramı vermedi.”

“Beni aramadı.”

“Ben de onu aramam.”

“Bir gün görürsem konuşmam…”

 

Ya o gün hiç gelmezse?

 

Ne acı…

 

Sevdiğimiz insanlara sevgimizi söylemek için bile çoğu zaman yarını bekliyoruz.

 

“Yarın ararım.”

“Haftaya giderim.”

“Bir ara otururuz.”

“Tatilde görüşürüz.”

 

Oysa hayatın bize verdiği en büyük yanılgı şu:

 

Sanki yarın kesin varmış gibi yaşıyoruz.

 

Keşke insan, yarın ölecekmiş gibi yaşasa…

 

Daha çok sarılsa.

Daha çok affetse.

Daha çok “seni seviyorum” dese.

Daha az kırsa.

Daha az incinse.

Bir dostunun kapısını çalsa.

Küs olduğu kardeşine telefon açsa.

Annesinin, babasının elini tutsa.

Çocuğuna sarılıp kokusunu içine çekse…

 

Çünkü sonunda anlayacağız:

 

Biriktirdiğimiz mallar değil, yaşattığımız güzellikler kalacak.

 

Kimse mezarına servetini götürmeyecek.

 

Kimse son yolculuğunda evinin tapusunu, arabasının anahtarını, makamını, unvanını yanında taşımayacak.

 

Ama arkasından birilerinin gözyaşları dökülecek.

 

Birileri,

“Ne iyi insandı…” diyecek.

 

İşte insanın gerçek zenginliği belki de budur.

 

Ardından güzel bir söz bırakabilmek…

 

Bir insanın hayatına küçücük de olsa iyilik katabilmek…

 

Bir gönülde güzel bir hatıra olabilmek…

 

Hayat gerçekten çok kısa.

 

Öyleyse gelin, birbirimizi biraz daha sevelim.

 

Kırgınlıklarımızı büyütmeyelim.

Gururumuzu sevgimizin önüne koymayalım.

“Yarın” diye ertelediğimiz güzellikleri mümkünse bugün yapalım.

 

Çünkü belki de hayatın en büyük gerçeği şudur:

 

Yarın ölecekmiş gibi yaşamak; ama bugün, sanki dünyadaki son günümüzmüş gibi merhamet etmek…

 

Ve belki de insanın bu dünyada bırakabileceği en güzel miras:

 

Bir gönül dolusu sevgi, birkaç güzel hatıra ve arkasından söylenecek içten bir “İyi ki vardı…” cümlesidir.