ADNAN ONAY
Türkiye’nin 2026 Dünya Kupası D Grubu ikinci maçında Paraguay’a yenilmesi, turnuvadaki durumumuzu ve takımın seviyesini ciddi şekilde sorgulatıyor.
İlk maçtaki Avustralya mağlubiyetinden sonra, FIFA sıralamasında 41. sırada yer alan ve eski gücünden uzak olan Paraguay karşısında mutlak galibiyet bekleniyordu.
Kamuoyunun “Türkiye Paraguay’ı da yenemeyecekse kimi yenecek?” sorusu, takımın gruptaki en zayıf halka olarak görülen rakip karşısındaki çaresizliği düşünüldüğünde son derece haklı bir tepki olacaktır..
Maçın henüz 2. dakikasında yenilen erken gol, tüm oyun planını bozdu ve savunma yapmayı iyi bilen Paraguay’ın ekmeğine yağ sürdü. İlk yarının sonlarında Miguel Almirón’un kırmızı kart görmesiyle Paraguay’ın 10 kişi kalması, maçı çevirmek için büyük bir fırsattı. Ancak milli takım, bir kişi eksik oynayan rakibin katı savunması karşısında hiçbir yaratıcılık gösteremedi. Topa sahip olma oranımız yüksek görünse de bu baskı o derece pozisyona dönüşmedi; sürekli kanatlardan yapılan etkisiz ortalar, Paraguay’ın güçlü olduğu hava toplarında eridi ve üretkenlikten uzak, durağan bir hücum performansı sergiledik.
Bu sonuç, kadrosunda Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan yıldızları barındıran milli takımın yetersizliğini net bir şekilde ortaya koydu. Bireysel yeteneklerin, organize ve disiplinli bir savunma bloğunu açmaya yetmediği bir kez daha görüldü.
Bir sürü pozisyonu gole çeviremeyen, hele 89.dakikadaki pozisyonu gole çeviremeyen bir futbol takımına ne denebilir?
Türkiye’nin uluslararası turnuvalarda kalıcı başarı yakalayabilmesi için, kapanan ve fiziksel oynayan takımlara karşı net bir “B planı” geliştirmesi gerekiyor.
Paraguay karşısında alınan bu yenilgiyle gruptan çıkma şansımız kalmadı, dünya kupasına veda ettik..
