Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ARMONİK GERİ GELDİ, NASIL GURURLANMAYAYIM!

Sabiha Gökçenden metro ile Kadıköy’e yolculuk yaparken her zamanki gibi

Sabiha Gökçenden metro ile Kadıköy’e yolculuk yaparken her zamanki gibi hatta (Uzakdoğulular hariç, onlar hala kitap okumaya devam ediyor) her kes gibi ben de telefonumla haşır neşirim. Sevgili Erhan Engin’in sahnesinde 6-7 yaşlarında bir çocuğa armonik çaldırdığı videoya denk gelince duygulandım ve Yeni Sahra durağına kadar armonika ile olan sürecimi, duygularımı çok özetleyerek yazmak istiyorum.

2012’den bugüne yerel folklorumuz ve armonik – mozika ile ilgili çok yazdım, konuştum. Üstelik bazıları birbirine de çok benzerdi. Zira okur hedef kitlemizin yarısının gündeminde armonik yoktu, diğer yarısının da enstrümanın varlığından zaten haberi yoktu. Bu nedenle her bir yazı veya söyleşiyle yerel kültürümüz konusunda duyarlı birkaç hemşeriye daha dokunabilme şansım oluyordu.

Çok özetleyerek çünkü, sevgili Semih Aytaç’in mezuniyet tezi haricinde armonikle ilgili arşivimizde derli toplu bir makale, yayın yok. Bu eksikliği gidermek için yaklaşık 40 sayfadan oluşan bir hazırlığım var ama şimdi yolculuğum bitene kadar bir iki sayfa ile yetineceğim.

2012 yılındaki araştırmamın ardından 2013’ün Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz bir aktivitemizde armoniğe yer vererek Rize Folklorunu uğraşılarım arasına aldım.

Rize Merkez ilçenin derneğini kurmak için çok uzun bir hazırlık sürecimiz olmuştu. Yenikapı, Kasımpaşa toplantıları derken Mustafa Buyurucu ‘nün Bağlarbaşı’ndaki ofisinde ağırlıklı İslampaşalı arkadaşlarımla Humruk – Haldoz Derneğini kurmada epey yol almışken önce Yalı Mahalleleri, sonra da merkezdeki 39 mahallenin tümünü kapsayacak bir derneğe çevirdim ibreyi. Hazırlık sürecinde ismimizi Rize Merkez Mahalleleri Platformu olarak belirlediğimiz kurumsal yapı için Adnan Yavuz Aksoylu’nun çalıştığı onlarca logodan da birini oradaki hazırunla seçtik.

14 Nisan 2013’de Bahçelievler Piramit Restoranda (davet ve ikramları için Sinan Yenigün’e bir kez daha teşekkür ediyorum) adını kısaca RİMER olarak belirlediğimiz derneği kurma kararımızı, yol haritamızı açıklayacağımız yemekli bir buluşmamız oldu.

RİMER’in hikayesini yazacak değilim ama armonik yazacakken dernekten, yemekten bahsetmem boşuna değil. 2026 yazında Rize’deki her düğünde mutlaka armonik çalınıyor, armonikle horon yapılıyorsa, videoları viral oluyorsa bunun ilk kıvılcımı işte o yemekte çakıldı.

İzah edeceğim.

Madem Rize merkezin derneğini kuruyoruz öyleyse açılışta temamız da “mozika ile horon” olsun dedim arkadaşlara. 70’lerin ortasına kadar Rize merkezin en popüler enstrümanı olan armoniğın iki binli yıllarda bir çok nedenle tamamen unutulmuş olmasından çok rahatsızdım. Kültürel değerimizi yeniden folklorumuza kazandırmak derneğimizin misyonlarından biri olmalıydı. 30 yıldır mozikasını eline almamış Yusuf Bağdatlı arkadaşımız o akşam bize bu unutulmuş enstrümanımızdan örnekler sundu, horon yaptırdı ama salondaki 300 Rizeli şaşkındı. Çünkü, 40 yaş altı olan yarısı ilk kez o akşam dinliyor, enstrümanı görüyor, diğer yarısı da yıllar sonra ilk kez karşılaşıyordu. (Salih Zeki Şahiner’de ağız mızıkası ile destek vermişti)

2014’de RİMER in tüzel kişiliğini oluşturduk, nerdeyse tüm organizasyonlarımızda ısrarla armonike yer verdik. Yusuf Bağdatlı’dan sonra genç kardeşimiz Halil İbrahim Onay devreye girdi. Halil İbrahim’in de aslında daha önceki yıllarda bir arkadaşı ile beraber armonik çalan Rizelileri tespit edip, video kayıtlarını alma gibi değerli bir çalışmaları olmuştu. Ama Armonik için asıl mesafeyi baba dostum Süleyman Sarıahmetoğlu ile tanışmamdan sonra almaya başladık. Kemençeci Musa Agun’u da ekibe dahil ederek RİMER’deki aktivitelerimizin dışında fırsat bulduğum her yerde çalmalarını ve enstrümanın karınca kararınca anımsanmasını sağladık. İlk kurumsal mekanda sahnemiz 2016’da merhum Hasan Fehmi Sözeri’yı anma programında Bağlarbaşı KKM de oldu. Armonikle ilk kez geniş halk kitlelerinin önüne çıkışımız da 2017 de Beykoz Belediyesinin çayır günlerinde. Sonra RİDEF in Rize Günlerinde programlarda yer aldık, merhum Süleyman Usta ile radyo programları yaptık, dernek – cemiyet buluşmalarına katıldık. Rize’de de yıllar sonra ilk armonik organizasyonunu 2018 Eylül’ünde Babillon Otel’de halka açık olarak yaptık.

Rize’de ikamet eden, eski kaideleri belki zaman içinde birileri ilgi duyar, sahiplenir diye kasetli teybine kaydeden Kenan Coşkun amcayı da (babamın ilk okuldan sıra arkadaşı) ekibe dahil ederek iki ayrı zamanda Rize Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne kurs açmaları için ziyaretimiz, talebimiz oldu. O tarihte 13 farklı kategoride 64 ayrı kurs açan kurumdan ancak eğitim modülünü (metodolojisini) kendilerine hazırlamamız ve alınacak onayların ardından armonika kursunu başlatabilecekleri yanıtını alabildik.

O yılın sonunda Büyük Çekmece Rizeliler Dernek Başkanı Turgut Berberoğlu büyüğümüz aradı, “sıkıntı etmeyin, müfredat olmadan klasik usulle burada kurs açarız” dedi. Her zaman ki gibi Süleyman Sarıahmetoğlu, mesafeye takılmaksızın “başkanım yeter ki gençlerden öğrenmek isteyen olsun Tekirdağ’a da gideriz” dedi, gittik, görüşmeleri yaptık, duyurdular ama talep oluşmadığından başarılı olamadık.

ARTIK ARMONİKSİZ DÜĞÜN YOK!

Çok emek verdik, az yol aldık deyip bir anlamda üzülürken son 2 yılda gençler öyle bir sahne aldı ki bizim tüm emeklerimize değdi doğrusu. Önce Ali Sadi Büyük, bu yıl da Erhan Engin’le (Şakir Zurnacı yı da eklemeliyim) armonika adeta yeniden doğdu, Rize merkezin kültüründe yerini tekrar aldı. Bu yaz armoniksiz düğün olmadığını görmenin büyük hazzını yaşadım.

Nihayetinde Belediye başkanımız, değerli kardeşim Sayın Rahmi Metin’inde armonik kültürümüze sahip çıkmaya başlaması bizleri ziyadesiyle mutlu etti. Sevgili başkana çok çok kere “belediyenin (Rize Belediyesi büyükşehir değildir) organizasyonlarında kemençe ve tuluma yer veriliyor, sizin sorumluluk seçmen alanınızın enstrümanı armonike sahip çıkınız” mesajını verdiğimde tek kelime cevap alamamıştım. Ama bugün yeni açılan kültür çarşısında armonike yer verdi; dün kınadığım gibi bugünde teşekkür ediyorum. Dahasını da yapabiliriz Rahmi Başkan, örneğin 2024 yazında 1.si yapılan ve devamı gelemeyen Dağbaşı Armonik Şenliğini sürdürebiliriz.

Dar zamanda iki sayfalık yazı planladığımdan armonikin yeniden kültürümüzde yerini alması konusunda katkısı olan değerli sanatçı Ayşenur Kolivar ile Semih Aytaç’tan geniş yazıda uzun uzun bahsedeceğim. Rize folklorunda ki enstrümanlar konusunda tatlı bir atışmamım olduğu Sevgili İsmail Türüt’ün de 2024 yılında ki bir klibinde önerimle Süleyman Sarıahmetoğlu’na yer vermesinin de katkısını önemsiyorum. Aynı şekilde Derepazarı TV isimli bir sosyal medya platformunun armonike sık sık yer vermesinin etkisini de. Elbette Süleyman Sarıahmetoğlu’na sahne sağladığımız her ortamda ağız mızıkası, kemençesi ve çello düetiyle müzikal destek veren Musa Agun ile yerel bağlama üstadımız İrfan Ruhi Eren’in de enstrümanın ilk kez dinleyenlerce benimsenmesine katkıları da yazacağım uzun yazıda.

Değerli Dostlar,

“Doğu Karadeniz’de, özellikle Rize’de iki saz vardır. Biri kemençe, diğeri de tulumdur” algısı maalesef yaygındır. En basitinden başka enstrümanımız yokmuş gibi Valiliğimizin hazırladığı tüm Rize tanıtım videolarında hep bu iki saza yer verilir!

Kemençe ve tulum Karadeniz insanının otururken dahi kanının kaynaması, horona kalkışması için yeterlilikte, güzellikte iki enstrüman. Ancak bu iki enstrümanı beğeniyor ve değer veriyor olmamız Rize Merkez yerel kültürünün en az 200 yıllık geçmişi olan, 80’lerden sonra unutulmaya başlanmış bir başka müzik enstrümanı olan ARMONİK i görmezden gelmemize engel teşkil etmemeli!

Eski zamanlarda merkezin iki yaygın enstrümanından kemençe akustik çalınırdı ve sesi açık havada, ev düğünlerinde gür çıkmadığından armonik daha da çok tercih edilirdi. İsim olarak Haldoz dan merhume Zehra Orhon hep öne çıksa da Rize Merkezde çoğu evde armonik çalabilen kadın vardı. Ancak 70’lerde 2-3 gün süren ev düğünleri terk edilip salonlara geçildiğinde müzik, klavye ile daha ekonomik ve kolay çözümlenince armonik yerel kültürümüzden de, folklorumuzdan da çıkmaya başlamıştı. Üreticisi Alman Hohner’in bir dönem armonik’in üretimine ara vermesi, endüstriyel bir ürün olması nedeniyle kemençe ve tulum gibi yerel ustalarca üretilememesi, diğer enstrümanlara göre fiyatının yüksekliği, ses aralığının dar olması ve daha bir çok neden de elbette etken olmuştu.

RİZE HORONU

Son cümlelerimde Rize Horonuna dair olsun.

Tulum ile horonumuza her organizasyonda şahit oluyor, keyifle katılım sağlıyoruz. Ancak bunca yıldır İstanbul’da tüm Rize STK larının, özellikle de Rize Vakfı’nın etkinliklerinde kemençe eşliğinde gösteri yapan folklor ekipleri sanki Rize’nin kendine ait horonu yokmuş gibi Trabzon yöresi oyunlarını sergiler!

Bunu da başka zaman yazacağız.

Recep Ali Aksoylu / 14 Eylül 2026, Sahraicedit