Fethi KARADENİZ Araştırmacı Gazeteci
Bazı şarkılar vardır; yalnızca dinlenmez, yaşanır. Bazı melodiler vardır; aradan yarım asır geçse de bir dönemin acılarını, umutlarını ve özlemlerini yeniden hatırlatır.
Ali Rıza Binboğa’nın 1970’li yıllarda seslendirdiği “Yarınlar”, işte böyle bir eser…
Bugün bu şarkıyı yeniden dinlediğimizde yalnızca bir müzik yarışmasını değil, Türkiye’nin yakın tarihindeki çalkantılı yılları, üniversite gençliğinin yaşadıklarını, özgürlük arayışını ve 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, yani hafızalara kazınan adıyla Üç Fidan’ı da hatırlıyoruz.
Peki, bu şarkı nasıl doğdu? Gerçekten Üç Fidan için mi yazılmıştı? Eurovision yolculuğunda neler yaşandı?
Bu soruların yanıtı, şarkının bestecisi Ali Rıza Binboğa’nın kendi anlatımında saklı.
BİR ŞARKININ DOĞDUĞU GÜN: 12 MART’IN GÖLGESİ
12 Mart 1971 Muhtırası, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatında derin izler bıraktı. Üniversiteler, gençlik hareketleri ve düşünce özgürlüğü üzerindeki baskılar dönemin en önemli tartışma konuları arasındaydı.
Ali Rıza Binboğa’nın 2025 yılında Muratpaşa Belediyesi’nin AntSanat dergisinde yayımlanan söyleşisinde anlattıkları, şarkının doğuşuna ışık tutuyor.
Binboğa, o sırada İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi öğrencisiydi. Zorlu bir sınav gününde, üniversitenin kapısında toplum polisi tarafından durdurulduklarını, fakülteye alınmadıklarını ve öğrenci pasolarının ellerinden alındığını anlatıyor.
İşte o gün, fakültenin piyanosunun başına geçiyor.
Sanatçı, kendi ifadesiyle, özgürlüğü elinden alınan insanların bir gün özgürlüğün değerini anlayacağı düşüncesinden hareketle bestesini oluşturuyor.
Binboğa’nın anlatımıyla:
“Bugün benim özgürlüğümü ortadan kaldıranlar gün olur da özgürlüğün en büyük nimet olduğunu anlarsa o gün yarındır ve o yarınlar bizimdir.”
İşte şarkının asıl hikâyesi burada başlıyor.
Bu anlatım, “Yarınlar”ın bir aşk şarkısı ya da sıradan bir Eurovision bestesi olmadığını gösteriyor. Sanatçının kendi tanımıyla bu eser, 12 Mart 1971’in üniversite gençliği üzerinde yarattığı baskıya karşı bir direniş şarkısıydı.
ÜÇ FİDAN VE YARINLARIN HÜZNÜ
Burada önemli bir tarih ayrıntısı var.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 12 Mart Muhtırası sonrasındaki süreçte yargılandı. 9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırıldılar ve 6 Mayıs 1972’de idam edildiler.
Binboğa’nın anlattığına göre “Yarınlar”ın bestesi 1971 yılında, yani Üç Fidan’ın idamından önce ortaya çıktı.
Dolayısıyla şarkının doğrudan Üç Fidan için yazıldığını söylemek tarihsel olarak doğru olmaz.
Ancak şarkının taşıdığı özgürlük, umut, dayanışma ve baskıya karşı direnme duygusu, Üç Fidan’ın hikâyesiyle aynı dönemin toplumsal hafızasında buluştu.
Belki de bu nedenle yıllar geçmesine rağmen şarkı, yalnızca bir müzik eseri olarak değil, 1970’li yılların gençliğinin umutlarını ve kırgınlıklarını hatırlatan bir simge olarak yaşamaya devam ediyor.
EUROVISION’DA HALKIN BİRİNCİSİ, JÜRİNİN SONUNCUSU!
Şarkının ikinci büyük hikâyesi 1975 yılında yaşandı.
Ali Rıza Binboğa, bir arkadaşının önerisi üzerine “Yarınlar”ı Eurovision Türkiye elemelerine göndermeye karar verdi. Yarışmaya katılmak için yalnızca iki gün kalmıştı.
Dostlar Tiyatrosu’nda Arif Erkin’in desteğiyle hazırlık yapıldı. Piyanist Deniz’in katkısıyla düzenlemesi tamamlandı. Şerif Yüzbaşıoğlu’nun yardımıyla kayıt Ankara’ya yetiştirildi.
Şarkı önce elemeyi geçerek Türkiye finaline kaldı.
Ancak asıl tartışma finalde yaşandı.
Binboğa, AntSanat söyleşisinde halk oylarının yüzde 36,8’inin kendisine geldiğini, buna karşılık jürinin kendisine sıfır puan verdiğini anlatıyor. Ayrıca oyların geçersiz sayılması konusunda da TRT’ye yönelik eleştirilerini dile getiriyor. Bunlar sanatçının kendi anlatımıdır.
Yarışmanın sonuç kayıtlarında da dikkat çekici bir tablo var: “Yarınlar” halk oylamasında birinci, jüri değerlendirmesinde sonuncu, genel sıralamada ise sekizinci eser arasında yedinci oldu. Türkiye’yi Eurovision’da temsil etme hakkını ise Semiha Yankı, “Seninle Bir Dakika” ile kazandı.
Yani bir yanlış anlaşılmayı da düzeltelim: “Yarınlar”, Eurovision’un uluslararası finalinde Türkiye’yi temsil etmek üzere seçilmedi; 1975 Türkiye ulusal seçmesinin finalistlerinden biriydi.
Peki, halkın bu kadar benimsediği bir eser neden jüri tarafından hiç puan alamadı?
Bu soru, dönemin sanat ve siyaset ilişkileri bakımından hâlâ tartışılmaya değer.
BİR ŞARKI SİYASETİN SINIRLARINI AŞTI
“Yarınlar”ın etkisi Eurovision yarışmasıyla sınırlı kalmadı.
Binboğa’nın anlatımına göre eser, dönemin CHP teşkilatlarında seçim çalışmalarında kullanıldı. Hatta Turan Feyzioğlu’nun kendisine şarkının partiye önemli ölçüde oy kazandırdığını söylediğini aktarıyor.
Sanatçı, şarkının başka bir siyasi parti tarafından da satın alınmak istendiğini, ancak düşüncelerini satmak istemediğini ifade etmişti.
Bu anlatı, bir sanat eserinin siyasi partilerin ötesinde toplumsal karşılık bulmasının önemini gösteriyor.
Çünkü şarkının sözlerinde bir partiye değil, bütün insanlığa seslenen bir özlem var:
Özgürlük ve barış…
Ağlamak yerine gülmek…
Düşmanlık yerine dostluk…
Ve herkesin ortak geleceği olan yarınlar…
ALİ RIZA BİNBOĞA BUGÜN NE DİYOR?
AntSanat’ın 2025 yılında yayımladığı söyleşide Binboğa’ya, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ “Yarınlar bizim” diyebilip diyemediği soruluyor.
Sanatçının yanıtı oldukça anlamlı.
Binboğa, bütün olumsuzluklara rağmen hâlâ direnen, bir şeylerin doğru olması için çalışan ve bunun için bedel ödeyen insanların bulunduğunu söylüyor.
Hatta kendisiyle sokakta karşılaşanların, “Bir türlü yarınlar bizim olmadı” diye sitem ettiklerini anlatıyor.
Bunun üzerine yeni bir eser yaptığını belirtiyor: “Sorma”.
Sanatçıya göre yarınlar kendiliğinden gelmez; emek, yürek, barış ve birlik ister. Mücadeleyi bırakmamak gerekir.
Bence bu sözler, yarım asır önce yazılmış bir şarkının bugün neden hâlâ karşılık bulduğunu açıklıyor.
SON SÖZ: YARINLAR GERÇEKTEN BİZİM OLACAK MI?
Aradan 50 yılı aşkın zaman geçti.
Bir zamanlar üniversite kapısında sınava girmesi engellenen genç bir mühendislik öğrencisi, fakültenin piyanosunda bir şarkı besteledi.
O şarkı önce üniversite koridorlarında, sonra sokaklarda, meydanlarda ve Türkiye’nin dört bir yanında yankılandı.
Ardından Eurovision Türkiye elemelerine katıldı. Halkın büyük desteğini aldı ama jüri değerlendirmesinde karşılık bulamadı.
Bir tarafta özgürlüğünü arayan gençlik, diğer tarafta idam sehpasında son bulan üç genç hayat…
Ve bütün bunların arasında geleceğe dair umudunu kaybetmeyen bir şarkı.
Burada mesele, geçmişin siyasi tartışmalarını yeniden alevlendirmek değil; özgürlüğün, barışın, insan hayatının ve düşünceye saygının değerini hatırlamaktır.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın hikâyesi, Türkiye’nin yakın tarihindeki acı sayfalardan biridir. “Yarınlar” ise o yılların özgürlük özlemini müzikle anlatan eserlerden biri olarak hafızamızda yerini koruyor.
Bir şarkı bazen bir dönemi anlatır. Bazen bir kuşağın söyleyemediklerini söyler. Bazen de yıllar sonra bile insanlara aynı soruyu sordurur:
YARINLAR BİZİM DİYORDUK… PEKİ, ÖZGÜRLÜĞÜN, BARIŞIN VE MUTLULUĞUN HÂKİM OLDUĞU O YARINLAR NE ZAMAN BİZİM OLACAK?
ARAŞTIRMADA YARARLANILAN KAYNAKLAR
* Muratpaşa Belediyesi AntSanat, Kasım-Aralık 2025, Ali Rıza Binboğa söyleşisi.
* Fahri Bakırcı, Parlamenter Sistemde Askerî Muhtıranın Etkisi Üzerine, 2023.
* Halit Çelenk arşivi, THKO Davası belgeleri.
* Eurovision 1975 Türkiye ulusal seçme sonuçları.





